Bir zamanlar okul denildiğinde akla yalnızca dört duvar, öğretmen denildiğinde ise yalnızca ders anlatan bir insan gelmezdi. Okulun bir ağırlığı, öğretmenin bir itibarı vardı. Öğretmene duyulan saygı, aslında eğitime ve geleceğe duyulan saygının bir göstergesiydi.
Bugün ise eğitim konusunda önemli bir şeyi kaybediyoruz: Değer vermeyi…
Çocuğumuzun eğitiminde öğretmenin, okulun ve ailenin birlikte hareket etmesi gerekirken çoğu zaman birbirimizi suçlamayı tercih ediyoruz. Öğretmene bir şey söylenemiyor, okula bir şey söylendiğinde hemen savunmaya geçiliyor. Herkes kendisini öğretmenden daha bilgili, daha tecrübeli ve daha yetkin görmeye başlıyor. Öğretmene akıl veriliyor, öğretmenin yaptığı iş sorgulanıyor; fakat asıl sorulması gereken soru çoğu zaman unutuluyor:
“Ben çocuğum için ne yapıyorum?”
Okulla, öğretmenle uğraşacağımıza biraz da çocuklarımızla ilgilenelim.
Çünkü bir çocuğun yetişmesi yalnızca öğretmenin görevi değildir. Öğretmen çocuğa bilgi verir, yol gösterir, rehberlik eder. Fakat çocuğun ilk ve en önemli eğitim yuvası ailedir. Çocuk, hayata önce evinde bakar; sevgiyi, saygıyı, sorumluluğu, merhameti ve insan olmayı önce ailesinden öğrenir.
Dizilere, telefonlara, sosyal medyaya, arkadaş sohbetlerine ayırdığımız zamanın bir bölümünü çocuklarımıza ayıralım.
Onları yalnızca dersleriyle, sınavlarıyla ve başarılarıyla değerlendirmeyelim. “Bugün nasılsın?” diye soralım. Yanlarına oturalım. Konuşmalarını dinleyelim. Bazen hiçbir şey söylemeden sadece yanlarında olduğumuzu hissettirelim.
Çünkü çocukların her zaman paraya değil, zamana ve ilgiye ihtiyacı vardır.
Ceplerine bol para koymak, onlara alınabilecek en pahalı telefonu almak, istedikleri her şeyi önlerine sermek; anne babalık sorumluluğumuzu yerine getirdiğimiz anlamına gelmez.
Çocuğumuza verebileceğimiz en değerli şeylerden biri, vaktimizdir.
Bir çocuk, kendisine ayrılan zamanı unutmaz.
Onunla konuştuğunuz akşamı, birlikte yaptığınız bir yürüyüşü, verdiğiniz bir öğüdü, sarıldığınız o anı yıllar sonra bile hatırlayabilir. Çünkü çocukların hafızasında çoğu zaman alınan hediyelerden çok, kendilerine hissettirilen değer kalır.
Yıllarını eğitime vermiş bir insan olarak söylüyorum:
Çocuklarımızı yalnızca okula göndermekle eğitmiş olmayız.
Eğitim; okul, aile ve toplumun birlikte taşıdığı büyük bir sorumluluktur.
Öğretmenin yükünü artırmak yerine onun yanında olalım. Okulu eleştirmeden önce kendi evimize bakalım. Çocuğumuzun öğretmeninden beklediğimiz sabrı, ilgiyi ve anlayışı önce biz kendi çocuğumuza gösterebiliyor muyuz, bunu düşünelim.
Çünkü çocuklarımız yalnızca öğretmenlerini değil, bizleri de örnek alıyor.
Biz nasıl konuşuyorsak onlar öyle konuşuyor. Biz insanlara nasıl davranıyorsak onlar da öyle davranıyor. Biz kitap okumuyorsak onlardan kitap okumalarını beklemek kolay olmuyor. Biz telefonumuzdan başımızı kaldırmıyorsak onların ekran başında geçirdiği zamandan şikâyet etmemiz de pek anlamlı olmuyor.
Çocuklarımızı değiştirmek istiyorsak önce onlara sunduğumuz dünyaya bakmalıyız.
Onlara yalnızca başarılı olmayı değil, iyi insan olmayı da öğretmeliyiz.
Çünkü iyi yetişmiş bir çocuk yalnızca ailesinin değil, toplumun da geleceğidir.
Bugün çocuklarımıza ayırmadığımız zamanın bedelini yarın başka sorunlarla ödemek istemiyorsak, bugünden sorumluluğumuzu yerine getirmeliyiz.
Onları dinlemeli, anlamalı, takip etmeli ve gerektiğinde sınır koymayı bilmeliyiz. Sevgi ile disiplini, özgürlük ile sorumluluğu dengede tutmalıyız.
Çocuklarımızın geleceğini yalnızca öğretmenlere, okullara veya sınavlara bırakamayız.
Çocuklarımız hepimizin geleceğidir.
Onlara bugün ne verirsek, yarın onun karşılığını hem aile olarak hem toplum olarak görürüz.
Çocuklarımıza zaman verirsek bize zaman verirler. Sevgi verirsek sevgiyi öğrenirler. Saygı gösterirsek saygıyı öğrenirler. Sorumluluk verirsek sorumluluk sahibi olurlar.
Ve belki de en önemlisi…
Onlara iyi insan olmayı öğretirsek, geleceğe yalnızca başarılı çocuklar değil, güzel insanlar bırakmış oluruz.
Eğitime verdiğimiz değeri yeniden hatırlamanın zamanı geldi.
Öğretmene saygı, okula güven ve çocuğa sevgi…
Bunların hiçbirisi birbirinin alternatifi değildir.
Hepsi birlikte olursa eğitim gerçek anlamına kavuşur.
Unutmayalım:
Bir çocuğun geleceğine yapılan en büyük yatırım, onun cebine konulan para değil; kalbine bırakılan sevgi, aklına verilen eğitim ve hayatına ayrılan zamandır.