Bencillik neydi? En zor zamanlarda bırakmak mıydı? Yoksa sorumluluklardan kaçmak mıydı? Ya da başkalarının hayatlarını basit görüp kendi hayatını daha önemli görmek miydi?
Bunların hepsi bencilliğin içine giriyor. Üstelik daha saymadığımız pek çok şey var. Peki, neden? Kendimize bunu sormak istiyorum. Böyle davranarak kendimizi daha mı iyi hissediyorduk? Bence bu, kaçmaktı.
Belki de kaçmak, kısa süreliğine bir çözümdü. Ama yüzleşmek, kalıcı bir çözüm değil miydi? Çünkü hayat, önümüze tahmin edemediğimiz iyi ya da kötü durumlar çıkarabilir. Önemli olan, bunlarla başa çıkabilmektir.
Herkesin imtihanı aynı değil. Her insan birbirinden farklı ama herkesin hayatı kendine değerli. Hayat, sadece “ben” demek değildir. Hayat; sevdiklerimizle, ailemizle birlikte “biz” demek değil miydi?
Peki, şimdiki zaman mı desek, yoksa çağımız mı desek, yaşadığımız dönem gerçekten çok farklı. Bazen günlük hayatta sıkça karşılaştığımız bir cümle var: “Bir daha mı geleceğiz dünyaya?”
Bu cümle, herkes için farklı bir anlam taşıyor. Çünkü bazıları, “Ben bu kadar çileyi çekemem. Bir daha mı dünyaya geleceğim?” diyor. Bazıları, “Ben bu kadar zorluğa gelemem. Bir daha mı geleceğim dünyaya?” diye düşünüyor. Bazılarıysa “İstediğim her şeyi yaparım, içimde hiçbir şey kalmasın. Hayatımı yaşayacağım. Bir daha mı geleceğim dünyaya?” diyerek hayatını şekillendiriyor.
Bu konuda daha pek çok örnek verebiliriz. Ancak şunu da unutmamak gerekiyor: Bu hayatı bir kere yaşayacağız. Yani Allah bize bu ömrü bir kez nasip ediyor. Hayat, iyi ya da kötü bir gün sona erecek ve geri dönüşü olmayacak. İşte bu açıdan da bakmak gerekiyor.
Önemli olan, “ben” duygusundan kurtulmak ve bakış açımızı değiştirmektir. Hayatımızı güzelleştirmek, başkalarının hayatlarına dokunmak ve geride güzel izler bırakabilmektir.