Nerede kalmıştık?
Hayat meşgalesi derken epeyidir sizlerle hasbihal edememiştik.
Yazmayı seviyorum.
Benimkisi sadece yazma hevesi değil. Fikirleri, önerileri olan ve bunları yazdığı için bedel ödeyen biri olarak yazmayı seviyorum.
Yazmak kalem ile olur.
Kalem ise yeryüzünde yaratılan ilk nesnedir.
İşte bu sebepledir ki kalemi seviyorum ve imkan buldukça yazacağım.
ZONGULDAK VE CUMHURİYET İLİŞKİSİ
Bugün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nın 103. yılını kutladık. Karaelmas Kemal Köksal Stadyumu'ndaki törene gittim. Fakat gazeteci olarak değil; bir veli olarak tribünlerdeki yerimi aldım.
Eskiden genç meslektaşlarım gibi töreni takip ederdik. En sıra dışı gelişmeyi kovalardık.
Törenlerde gazeteci sayısı hayli kalabalık olurdu. Şimdi sayının daha da aza düştüğünü gördüm.
Cep telefonu olan kendini gazeteci sayabiliyor. Her fotoğraf çeken gazeteci olamaz ki... Gazeteci; fikri olan, önerisi olan, araştıran soruşturan ve toplumu doğru bilgilendirme sorumluluğu taşıyan kişidir. Bunu ötesi berisi olmaz.
Cumhuriyet ve Zonguldak ilişkisine ise ayrı bir parantez açmak lazım.
Zonguldak, Cumhuriyet'in ilk vilayeti.
Cumhuriyet kurulduğunda ilk vilayet ilan edilen yerin adıdır karaelmas diyarı Zonguldak.
Fakat ne yazık ki Cumhuriyet'in imkanlarından yeterince yararlandığını söylemek mümkün değil.
Derin toprakları altındaki servet-i madeniye ile Cumhuriyet'in gelişmesine büyük katkısı olan Zonguldak, ne yazık ki 1990'lı yıllardan bu yana ihmal edilmiş bir vilayet. Gerek şehrin alt yapısı, gerekse ulaşım ve (TTK harici) iş olanakları bakımından geri bırakılmış.
Halbuki Cumhuriyet kurulurken, demir ağlarla yurt dört baştan örülürken Zonguldaklılar kazma küreklerle dağları deliyorlardı. Demiryollarına tüneller açıyorlardı.
Bugün statta Onuncu Yıl Marşı'nda geçen "Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan..." dizeleri bu acı gerçeği hatırlattı bana.
Bu dizelerin ilham kaynağı olan Zonguldak'ın göç vermesine üzüldüm. Keşke Emirgan Oteli'nin altından geçen demiryolu inşaatında kazma küreklerle çalışan işçilerdeki o günkü ruhu bugünlere taşıyabilseydik dedim.
O zamanlar teknolojik imkanlar yoktu, kayaları delmek çok zordu. Ama vatan için atan samimi yürekler vardı. Şimdi her türlü imkan var fakat bu defa da aynı samimi yürekler pek az, maalesef...
İşte bu yüzden Zonguldak ve Cumhuriyet ilişkisi dedim.
Zonguldak daha iyi bir konumda olmalı. Bu şehir ulaşımıyla, iş olanaklarıyla ve sosyal imkanlarıyla hak ettiği değere ulaş(tırıl)malı.
Avuç içi kadar şehir merkezinde yamalı bohçaya dönmüş yollar yakışmıyor bu kente.
Sadece belediye sorumluluğundaki yollardan bahsetmiyorum elbette.
Karayolları bünyesindeki çevreyollarının halini de dikkatinize sunmak istiyorum. Polis evinin oradan Zonguldak merkeze varıncaya kadar, bilhassa Emniyet mevkisinden itibaren sağ şeridin delik deşik hali, hiç mi rahatsız etmiyor yetkilileri?
Yıllardır takip ediyorum.
Acaba bir Allah'ın kulu da çıkıp bu güzergaha el atacak mı diye?
Maalesef bir arpa boyu yol alınabilmiş değil.
Sadece bu yola el atılsa, bu şehre artı değer katacaktır.
Ve Zonguldaklılar da bu hizmeti sağlayanlara müteşekkir olacaktır.
Vesselam...