Sosyal çürüme yaşıyoruz.

Değer aşınması denen illetin altında debeleniyoruz. Tüm dünya böyle ama; komşulukların, misafirperverliklerin en güzel yaşandığı Anadolu coğrafyasındaki durum daha çok acı veriyor.

Haklının değil, güçlünün sesi daha çok çıkıyor.

Garip bir çağın içinde akıp gidiyoruz.

Olmaz denilen ne varsa yaşıyoruz.

Şu anda sosyal çürümenin altında bu yatıyor.

Ahlaki pusulamız bozuldu. Değerler yerle bir oldu. Trafikte giderken nasıl ki levhalar yön gösterir. Değerler de hayat yolunda giderken, nereye gideceğiz nereye yöneleceğiz onları gösteriyor. Pusula şaşar, levhaların yönü değişirse yolunu şaşırıyor insanlar.

Küresel projenin kurbanıyız.

Aslında küresel projenin ağına hırslarımız yüzünden takılıyoruz.

Kendini bilen insan yönünü de yolunu da kolay kolay kaybetmez. İnsanız yeri gelir tökezleriz ama yine de düştüğümüz yerden kalkıp yolumuza devam ederiz.

Peki ya trafikteki şiddete ne demeli!

Gün geçmiyor ki trafikte sudan sebeplerle kavga çıkmasın.

Vurma, kırma, yok etme hak getire... Vahşi hayvanları geçtik yırtıcılıkta. Biri korna mı bastı, öbürü hatalı mı solladı, öteki yan mı baktı... Anında kılıçlar çekiliyor.

Haber bültenlerinde, yurttan manzaralar eşliğinde her Allah'ın günü izlediğimiz acı tablo bu.

Aynı hayvanlar gibi saldıran saldırana... Gerçi hayvanlara da hakaret etmek istemiyorum. Zira vahşi hayvanlar bile durduk yere saldırmaz.

Arabada kadın varmış, çocuk varmış; kimin umurunda!!

Toplum aynasından yansıyanlar bunlar...

Geçen gün motokurye ile otomobil sürücüsü horoz gibi birbirinin üzerine atılarak dövüş ettiler. İzlemişsinizdir, her yerde çıktı. Sonra bir iki yumruk darbesinden sonra ayrıldılar. Otomobil sürücüsünün eşi kocasını çekip sıyırdı beladan. Öyle ya zararın neresinden dönsen kârdır.. Hiç küfürleşme olmadan bir iki yumruklaşmayla ayrılıp yollarına devam ettiler. Bu bile marifetmiş gibi yorumlarda övgüye layık görüldü. Küfürleşme, yaralama v.s. olmadan ayrılmalarına şükreder hale geldik.

Bir diğer manzara şöyle: Sürücü arabanın içindeyken dışarıdan kızgın boğa misali bir adam camlara vuruyor. Tekme yumruk vuruyor. Yüzü korkunç... Araçtaki genç ona uysa cinayet çıkacak. Allah'tan genç sürücü ona uymuyor. Uzaklaşıp gidiyor.

Bir başka yörede ise vahşi bir adam dirseğiyle arabanın camını kırıyor. Kadın sürücüyü darp ediyor..

Bu görüntülere bakarken düşündüm de yahu bu otomobil vahşi hayvanların bulunduğu bir yoldan geçse, hangi hayvan bu araca saldırır ki? Vahşi hayvanlar bile arabanın camına saldırmazken, bu insanlara ne oluyor ki ağızlarında salyalarla arabalara saldırıyor. Vahşi hayvan bir arabaya saldırmaz, camını kırmaz. Ama insan yapıyor.

Dedim ya değerler aşınmasını yaşıyoruz.

Bir kere şiraze kayınca her şey tepetaklak oluyor.

Önce kendimizi bileceğiz.

İlim ilim bilmektir

İlim kendin(i) bilmektir.

Sen kendini bilmezsen

Ya nice okumaktır..

dizelerine hayat veren Yunus Emre'nin sözlerini referans alacağız.

Ana tabela bu olunca diğer ara yolları aşmak kolay olur ümidindeyim.

Allah sonumuzu hayretsin...