İlk kanı kim döktü? Kardeşi Habil'i kıskanan Kabil. Ne korkunç bir cinayete imza attı. Kıyamete kadar bütün öldürülenlerin kanı ona bulaştı.

Bütün terör olaylarında, yoktan yere işlenen cinayet ve katliamlarda Habil-Kabil vakası aklıma gelir.

Hiç bir sebep yokken insanların içine gizlice bomba koyup giden de bir insan. Bir insan bir insana bunu yapar mı? Kardeş kardeşe kıyar mı? Çoluk çocuk paramparça... Ne için, ne uğruna öldüğünü bile anlayamadan... Yürekler paramparça, yıkıldı yuvalar, söndü ocaklar...

Bu iş iyi ile kötünün mücadelesi. Şeytan ile Melek'in mücadelesi. Elmas ruh misali Ebu Bekir'ler ile kömür ruh misali Ebu Cehil'lerin kıyamete kadar sürecek mücadelesi...  İyi de Cennet vatanımızı kana bulayan teröristlerin sahipleri kimler? Terör odaklarını ülkemizin başına musallat eden şebekeler, hangi karanlık tapınakların şövalyeleri?

Medeni diye bize yutturulan, coğrafi keşifler adı altında Afrikalı mazlumların kanlarını nasıl döktüklerini, altın madenlerine nasıl el koyduklarını balık hafızalılar unutabilir ama biz unutmamalıyız. 

Yalnız unuttuğumuz bir şey var. Ülke sınırlarımız içinde o soysuz emperyalist Batılı güçlerden daha çok demokrasi, daha çok hukuk, daha fazla bilim-sanat ve teknolojiyi hakim kılarak onlara hakim olabiliriz. Onlardan öcümüzü ancak onlardan daha güçlü olduğumuzda alabiliriz. Onun için ülkemizin insanını sevelim sayalım, birlik beraberlik içinde yaşayalım. Siyasilerimiz herkesi kucaklasın. Eğitim meselesini sağlam temeller üzerine yeniden kursun. Bakın o zaman tapınak şövalyelerinin maskesi nasıl düşecek? Ama bir birimize düşersek, enerjimizi bir birimizle didişmeye harcarsak gölge güçlerin maskesini düşüremeyiz. Önce bu konuda akıllı olmalıyız.   

Gelin insanoğlu ilk cinayeti nasıl işlemiş, nereden nereye gelmiş? Ansiklopedik bilgilerden yola çıkıp bizim kitabımız Kur'an ışığında bunları tekrar düşünelim. 

Kabil ve Habil, ilk insan, ilk peybamber olan ilk atamız Hz. Adem'in ilk çocukları.. Bizim de ilk ağabeylerimiz...

Kabil'i kardeşini öldürmeye iten güdüler

Bazı yorumculara göre Habil'in adağı sürüsünün ilk doğan kuzularından ve en besililerinden olduğu halde, Kabil'in adağı olan meyve ve tahıl, özenle seçilip hazırlanmış değildi.

Ashburnham Tevratı'nda Habil ve Kabil'in tasviri, MS 7 yy. Tevrat yorumcusu Rashi'ye göre Tanrının Kabil'in adağını geri çevirmesinin nedeni, Kabil'i bütünüyle reddetmesi değil, bir dahaki sefere daha dikkatli olması için uyarmaktı.

Diğer yandan Yeni Ahit'te Habil adağını inancının göstergesi olarak sunarken (İbraniler, 11:4), Kabil'inkinin, onda zaten var olan kötülüğün yansıması olduğu ima edilir (Yuhanna I, 3:12).

Tevrat'ın Tekvin kısmında cinayetin nedeni, "Habil'in Tanrı'nın favorisi olduğunu düşünen Kabil'in kıskançlığı" olarak anlatılsa da bazı yorumculara göre durum bundan ibaret değildir. Eski Ahit'in Aramice çevirilerine göre Habil ve Kabil'in birer ikiz kız kardeşi vardı ve birbirlerinin kardeşiyle evlenmeleri istenmişti. Kabil'in ikizi, Habil'inkinden daha güzel olduğu için Kabil bu değiştirmeyi kabul etmedi.

Mormonlara ve İsa Toplumu'na göre ise Kabil'i kardeşini öldürmeye iten güdü Musa'nın Kitabı'nda belirtildiği üzere yine kıskançlıktır ancak bu kıskançlığın nedeni Habil'in sahip olduğu hayvan sürüsüdür.

Habil'in ölümü

Tevrat'ta sadece Kabil'in Habil'i öldürdüğü söylenir. Eski Ahit'in Aramice tefsirlerinde ise kardeşlerin dövüştüğü, daha güçlü olan Habil'in yendiği ancak ağabeyinin hayatını bağışladığı belirtilir. Buna rağmen Kabil, Habil farkında değilken saldırmış ve onu öldürmüştür. Kaynaklarda cinayet yöntemi farklılık göstermekle beraber, yaygın inanış Kabil'in cinayeti taşla, sopayla veya boğarak işlediği yönündedir. Ortaçağda ortaya atılan bazı iddialara göre ise cinayet sabanla işlenmiştir.

Hristiyanlıkta zaman zaman İsa ve Habil'in ölümleri karşılaştırılmıştır. Matta İncili'ne göre (23:35) İsa, Habil için salih sıfatını kullanır. Bununla birlikte İsa'nın havarileri tarafından yazılan mektupta "(İsa'nın) akan kanının Habil'inkinden daha iyi şeyler söylediği" belirtilmektedir (İbraniler, 12:24), zira İsa'nın kanı merhamet dilerken Habil'inki intikam dilemiş ve Kabil'in lanetlenerek işaretlenmesine neden olmuştur.

Âdem ve Havva'nın, Habil'in cesedini bulması, William Blake'in tablosu.

Habil'in mezarı

Eski Ahit'in Aramice tefsirlerine göre mezar yeri "sonsuza kadar ıssız kalmakla" lanetlenmiş olsa da daha sonraki dönemlere ait Musevi kaynaklarında mezarın Şam'da olduğu iddia edilir. (Hani şu asırlardır dinmeyen kan ve göz yaşı olan Ortadoğu toprakları...)

Kur'an'da Kabil ve Habil'den Maide suresinde bahsedilir. Kur'an'da isimleri geçmez ancak diğer İslami kaynaklarda Kabil ve Habil olarak adlandırılır.

Kabil'i kardeşini öldürmeye iten güdüler

Habil ve ağabeyi Allah'a birer kurban sunmuşlardı. Kabil, kendi kurbanı Allah tarafından kabul edilmediği için kardeşini öldürmeye karar verdi (Maide Suresi, 27-32).

İbn-i İshak tarafından rivayet edilen ve sahih olmayan bir hadise göre Habil ve Kabil'in birer ikiz kız kardeşleri vardı ve birbirlerinin kardeşiyle evlenmeleri istenmişti. Kabil'in ikizi Aklimâ, Habil'in ikizi Lebudâ'an daha güzel olduğu için Kabil bu değiştirmeyi kabul etmedi.

Bir gün ikisi de Ava gitti ve Habil ile Kabil bir Leopar gördüler ve Kabil kibirlenerek Leopar'a saldırmak istedi ama Leopar Kabil'e eziyet etti ve Habil Leopar'ı öldürüp Kabil'i kurtardı.

Sonra Habil uyuyarak bir rüya görüp Kabil'in Cehennem'de yandığını gördü.

Habil'in ölümü

Kabil Habil'e onu öldüreceğini söylediğinde, Habil, Allah'tan korktuğunu söyleyerek karşı koymadı ve ağabeyine el kaldırmadı. Ancak Kabil'in cehennem ateşinde yanmasını diledi. Bazı liberal İslami akımlara göre Habil pasifizmin ve şiddet karşıtlığının ilk savunucusudur.

Daha sonra ağabeyi, Habil'i öldürdü ve yeryüzündeki ilk cinayeti işlemiş oldu.[4] Kur'an'da cinayetin ne şekilde işlendiğine dair bir açıklama yoktur.

Habil'in gömülmesi

Allah Habil'in cesedini nasıl gömeceğini göstermek üzere bir karga gönderdi. Yeri eşeleyen kargayı gören Kabil, kargadan bile aciz olduğunun farkına vararak yaptığından pişmanlık duydu (Maide Suresi, 27-32).

Kabil'in aileden ayrılması

Kabil artık hem kardeşini hem de ailesini kaybetmişti ve babasına hiçbir yalan uyduramayarak çok uzaklarda hayatını sürdürdü ve soyu ilerledi.

Habil öldükten sonra Allah Adem ve Havva'ya Şit adında bir çocuk verdi ve ikinci peygamber dünyaya geldi.

Konu ile ilgili ayet ve hadisler

Onlara, Adem'in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, "Andolsun seni mutlaka öldüreceğim" demişti. Öteki, "Allah ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder" demişti. (Maide: 27)

"Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım." (Maide: 28)

"Ben istiyorum ki, sen benim günahımı da, kendi günahını da yüklenip cehennemliklerden olasın. İşte bu zalimlerin cezasıdır." (Maide: 29)

Derken nefsi onu kardeşini öldürmeye itti de onu öldürdü ve böylece ziyan edenlerden oldu. (Maide: 30)

Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten aciz miyim ben?" dedi. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu. (Maide: 31)

Bundan dolayı İsrailoğullarına şunu yazdık: "Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır. Andolsun ki, onlara resûllerimiz apaçık deliller getirdiler. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da yeryüzünde aşırı gitmektedir. (Maide: 32)

Kabil ve Habil ile ilgili tek sahih hadiste, olayla ilgili isim verilmemiştir: "Zulümle öldürülmüş hiç kimse yoktur ki, onun kanında Âdem'in ilk oğluna bir pay düşmesin. Çünkü adam öldürenlerin ilki odur."[4]

İşte bütün cinayetlerin, katliamların, terör ve kargaşanın ilk çekirdeği...

Allah, yüreğinde merhamet olan, vicdan sahibi olan insanları, bunlardan mahrum olan iki ayaklılardan korusun. Terör ve teröristin kökünü kurutsun.

Barış ve huzur dolu dünya dilerim...

HİÇ YAKIŞMADI HİÇ!

Devrek'te dün amatör maçta iki öğretmenin kavgasına şahit olduk. İki takımın antrenörlüğünü yapan beden eğitimi öğretmenleri, öğrencilerin önünde karşı karşıya geldi.

Yetmedi, biri diğerine kafa attı. Ortalık savaş alanına döndü. Öğrencilerin önünde tekme tokat kavga ettiler. Hiç hoş olmadı. Yakışmadı.

14 yaş altı futbolcular ve hakem heyeti ayırmaya çalıştı öğretmenleri. Kavga durmak bilmeyince de hakemler maçı erteledi. Kaymakamlık, ilçedeki okullarda beden eğitimi öğretmenliği yapan antrenörler hakkında idari soruşturma başlattı.

Yetişkin insanlar da adı üstünde insan. Hataları, yanlışları olabilir. Ama örnek olması gerektikleri öğrencilerinin önünde kavgaya tutuşmak onlara kötü örnek teşkil etti. Tartışma olsa da kavga yapmamak için kendilerini tutmaları gerekiyordu.

Olmadı, hiç yakışmadı. 

Maalesef bir çuval inciri berbat etmiş olan öğretmenlerimiz, hiç olmazsa çıkıp özür dileyebilir. 

Böylece sporun bir centilmenlik sanatı olduğunu öğütledikleri öğrencilerine, özür dilemenin de bir erdem olduğunu göstermiş olurlar.