Zonguldak

Fıkra gibi hikâye...

Televizyonun olmadığı, radyonun yaygın olduğu yıllar. O yıllarda elektronik tamircilerine “radyocu” denliirdi. Televizyonun hayata girmesiyle bir üst seviyeye çıkarak “televizyon” tamirciliğine terfi ettiler.

Eski radyocu ve televizyoncu ustalarının ata meslekleri sinema makinalarından gelir. Özellikle Zonguldak’ta eski elektronik ustalarının çoğu sinema makinistliğinden mesleğe başlamıştır. Usta-çırak hiyerarşisi ile bugün aralarında halen o nesilden ustalar bulunmaktadır.

Günümüzdeki televizyon tamircilerinin ataları sinema makinistleridir. Elektronik ve mekanik sistemlerden oluşan sinema makineleri o yıllarda son derece ileri teknolojik cihazlar olup deneyim ve eğitim olmadan yapılabilecek bir meslek kolu da değildir.
Sinemalar geçmişte uzun bir dönem halkın sosyal ihtiyaçlarını ve dünyadan haberdar olma gibi kültürel etkinliklerinin de ana mekanı olmuştur.
Eski sinema makinistliğinden gelen ustalardan olup bugün halen televizyon tamirciliğine devam eden neslin son örneklerinden bir isim Özkan Ustadır. Özkan Gürel…

Özkan ustanın geçmiş yıllarda, radyoculuk zamanında yaşadığı onlarca hikayesinden bazıları trajikomiktir.
O hikayenin bir tanesini kendi ağzından dinliyoruz:
“Radyonun çok moda olduğu zamanlar. Dükkanda çalışıyoruz. Herkesin evinde lambalı salon radyosu olduğu gibi ayrıdan pille çalışan elde taşınabilen transistörlü radyolarda vardı. Dükkan raflarının bir tarafına tamir ettiğimiz, diğer tarafında tamir olmayı bekleyen dizilmiş radyolarla doluydu.
Dükkanımız, Vakıf iş hanının altında, zemin katın en derin bir noktasında olduğu için radyo yayınlarını zayıf alırdı. O yıllarda şimdiki gibi güçlü FM bant yayınları yoktu. Sadece uzun, orta ve kısa dalga bantlarında yayın yapan istasyonlar bulunuyordu ve istasyonların yayın merkezleri genelde Ankara ve İstanbul’du. Yayınlar direk olarak bu şehirden gelen sinyallerle dinlenebildiği için haliyle zayıf oluyordu. Mecburen tamir ettiğimiz, kendinden antenli taşınabilir pilli radyoların testini, binadan dışarıya çıkıp istasyonu tarayarak bulup dinleyebiliyorduk.

Bir gün müşterinin el radyosunu tamir etmiştim… Almaya geldi…
Radyonun arızasının yapıldığını ve çalıştığını söyledim…
Kontrol etmek istedi…
Eline aldı, yayınları dinlemek ve test etmek istedi…
Ben de durumu izah ettim. Kapalı, kuytu bir alanda olduğumuz için dışarıya çıkıp “istasyonu arayıp bulmasını” söyledim…
Olur dedi, dükkandan ayrılıp çıktı…
5dk geçti, 10dk geçti 20dk oldu müşteri dönmedi…
Merak ettim, dışarıya çıkıp kontrol ettim, müşteri yok!

Geri dönüp “bize herhalde borcu taktı…” diye düşünürken, arkamda beliriverdi…
“Tamam usta çalışıyor, eline sağlık…” dedi.

Ben de sordum; “Gittin gelmez oldun, merak ettim bu kadar zamandır nerelerdesin!”
“ancak gittim geldim usta, orada test etmesi de biraz zaman aldı…” cevabını verdi…

Ben de “Orası neresi…” diye sordum.
“Tren İstasyonu usta, sen istasyonda arayıp bulursun demedin mi!!!”

Yüksel Yıldırım-15 Ocak 2026
Zonguldak Nostalji