ÇİNGEN HASAN VE OĞULLARI...

GMİS Üzülmez Şube'den ZGC'ye ziyaret... GMİS Üzülmez Şube'den ZGC'ye ziyaret...

Bir tanısaydınız, neden durup dururken onu yazdığımı, zaman zaman da adını andığımı anlardınız; sakin duruşu onurlu, cümbüşü çaldıkça coşan, neşeyle, efkarla bizi buluşturan, mahallemizin vazgeçilmez çalgısıydı o.  
İki oğluyla gittiği düğünlerde çalar, söylerdi.  
Sesi kalın ve dokunaklıydı..  
Orta yaşın üstündeydi onu hatırladığım yıllardaki hali.  
Bense henüz on, onbir yaşlarındaydım.  
Mümkün olduğu kadar ona yakın durur, hemen yanıbaşında dinlerdim onu.  
En son dinlediğimdeyse, ondokuz yaşımdaydım.  
Yirmi yaşımda evlenip de mahalleden çıkınca, bir daha da dinlemek kısmet olmadı...  
Çalmaya başladı mı, ya oynardınız orta yerde ya da, susup dinlerdiniz usulca..  
Şarkıların bu kadar güzel olduğunu ilk ondan öğrenmiştim..  
Cümbüşün bu kadar güzel konuşacağını da ondan..  
Evet, cümbüş onun elinde adeta kuş gibi şakırdı.  
Ondandır hala ''kapıldım gidiyorum, bahtımın rüzgarına.. Ey ufuklar diyorum, yolculuk var yarına'' şarkısını duyduğum her anda onun kulaklarını çınlatmalarım, ruhuna selam yollamalarım; O bu şarkıyı çok güzel çalıp söylerdi..  
Bir de, '' söyleyemem derdimi kimseye, o yar duymasın diye'' şarkısını çalmaya başladı mı, etrafta bulunan büyükler ona eşlik eder, cümbüşün kulağına bahşiş sıkıştırırlardı. Nedense.  
Neşeye de, ''ada sahillerinde bekliyorum'' şarkısıyla başlardı.  
Bu üç şarkının bana çocukluğumu, ilk gençlik yıllarımın anılarını getirmesi de ondandır.  
Düğünden eve döndüğümün ertesinde mutlaka cama çıkar, mahalleye konser verirdim. Bıkmazdım bağıra çağıra bu şarkıları söylemekten.  
Annem duyduğunda, '' hayırdır kızım nedir derdin, daha dur bakalım henüz çocuksun'' diyerek dalga geçerdi benimle..  
Hiç unutmam, orta okul sıralarındaydım.. Senenin son günlerinden birinde sınıf öğretmenimiz, ''kimin sesi güzel'' diye sorduğunda hangi cesaretle bilmem, parmak kaldırıp bu şarkıları söylemiştim.  
Öğretmenler odasında oturan ne kadar hoca varsa sınıfımıza doluşmuştu. Sesimin güzel olduğundan değil tabii, ''bu yaşta bu şarkıları kim söylüyor bakalım'' diye meraklarından gelmişlerdi.  
Meğerse sesim, okulun hoporlöründen duyulmuşmuş.  
Allah rahmet eylesin çingene Hasan..  
Ayakta keman çalan uzun boylu oğlun, dizlerinin arasında dabruka çalan ıslak saçlı öbür oğlun da yaşamıyormuş. Öğrendim.  
Onlara da Allah rahmet eylesin.  
Sizler, bir hoş sedaydınız anılarımda.  
Kulaklarınız çınlasın..  

Alıntı: Gülden Işık(2014)
Zonguldak Nostalji