Cumhuriyet sonrası kurulan Türkiye’nin ilk ili Zonguldak’ın, düşman işgalinden kurtuluşunun 102. yılını kutlama ve Uzunmehmet’i anma günü dolayısıyla 21 Haziran 2023 Çarşamba günü kentte etkinlikler düzenlenecek.

Araştırmacı gazeteci Orhan Akyüz’ün, çeşitli kaynaklardan derlediği bilgilere göre, 14 Mayıs 1920'de müstakil mutasarrıflık olan Zonguldak Merkez, Bartın, Hamidiye (Devrek), Ereğli kazalarından oluşmuştur. Kuruluşları, Cumhuriyet’in ilanından (29 Ekim 1923) sonra olan illerin ilki Zonguldak’tır.
1 Nisan 1924 tarih ve 491 sayılı Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun 60. Maddesine göre, sancaklar kaldırılınca, Zonguldak bağımsız il yapılmıştır. Zonguldak vilayetine, 1927'de Safranbolu kazası da bağlandı. Sonraki yıllarda ilin bazı kasabaları da birer ilçe merkezi olarak teşkilatlandırıldı.
Yani Zonguldak, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk vilayetidir.
Zonguldak, Türkiye’nin Karadeniz kıyısında bulunan illerinden biridir. Batı Karadeniz Bölgesi’nin önemli şehirlerinden biri olan Zonguldak’ın, Karadeniz’e batı ve kuzeyden kıyısı bulunmaktadır. Türkiye’nin Karadeniz ülkeleriyle arasındaki deniz ticaretine açılan kapısı olması nedeniyle önemli liman kentidir.
Zonguldak kuzeyde Karadeniz, kuzeydoğuda Bartın, doğu ve güneydoğuda Karabük, güneyde Bolu, batı ve güneybatıda Düzce illeriyle komşudur.
Ayrıca, Türkiye‘nin en zengin taş kömürü madenlerini barındırması nedeniyle ülkenin maden ocağı olarak bilinmektedir.  
 
ZONGULDAK NÜFUSU 2023

Zonguldak 2023 nüfusu, tahmini verilere göre 588 bin 510. 
Bu nüfus verisi, eski yıllardaki nüfus artış hızlarına göre tahmini hesaplanmıştır. Zonguldak 2023 resmi nüfus bilgileri, 2024 yılının başında açıklanacaktır.

NÜFUS YOĞUNLUĞU 

Yüzölçümü 3.306 km2 olan Zonguldak ilinde kilometrekareye 178 insan düşmektedir. Zonguldak nüfus yoğunluğu 178/km2'dir.

ZONGULDAK'IN DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTULUŞU

1918-1922 yılları arasında siyasi çekişmeler ve çalkantılar nedeniyle kömür üretim sahasında üretim yavaşladı. İtilaf devletlerinin göz koyduğu havzaya ilk işgal girişimi, Fransızlardan oldu ve nitekim 10 Haziran 1919 tarihinde Fransız Harp Bakanlığı’ndan gönderilen gizli telgrafta Fransız donanmasının ve İstanbul’un kömür ihtiyaçlarının temin edildiği Zonguldak’ın korunması gayesiyle yöreye asker çıkarılacağı bildirildi.
Şehirde yabancı ve Müslüman olmayan zenginler, işgalci Fransızlarla iş birliği yaparlarken, yerli halk bu durum karşısında ilk başlarda hiçbir direnişte bulunmadı. Fransa da kısa sürede Kozlu ve Üzülmez kömür ocaklarının denetimini ve şehir merkezinin denetimini hiçbir direnişle karşılaşmadan eline aldı. Bunun nedeni, Fransa yöreye asker çıkardığında yeterli sayıda milli güç olmadığından direnişte olmadı. Direniş olmayınca, Fransa askerlerini başka cephelere kaydırmaya başladı. Yörede ki milli mücadele 1919 yılı sonunda başladı.
Yörede Müdafa-i Hukuk Cemiyeti ve 1920’de de Kuva-yı Milliye harekete geçti. Fransa emperyalist gaye için 8 Haziran 1920 tarihinde Zonguldak/Ereğli bölgesi işgal edilmişti. Fransızlar bu hareketlerinde İngiltere’den önce kömür rezervlerine ulaşmak ve İstanbul ile Anadolu’nun denizden olan münasebetini kesmek için yapmıştır ki milli mücadele dönemi boyunca İstanbul, Ereğli, Zonguldak, İnebolu, Samsun ve Trabzon limanları deniz nakliyatı açısından önemliydi.
Bu sırada Fransızların işgali sonucunda Bolu da 3 Temmuz 1920’de Bolu isyanı çıkmıştı. Bunun peşine Düzce Gerede isyanları da yaşanmıştı. Eğer gerekli tedbirler alınmasaydı, Fransa bu isyancılarla birleşip Ankara’ya yürüyebilirlerdi. Fransızlar, korsanlık ve haydutluk olayları karşısında menfaatlerini korumak maksadıyla Heraklia Tepesi’ne asker çıkaracaklarını açıkladılar ve aynı gün Ereğli işgal edildi. (8 Haziran 1920) Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) ve Kuva-yı Milliye’nin aldığı tedbirler sonucunda 18 Haziran 1920 tarihinde düşman kuvvetleri Ereğli’den çekildi. Fakat bu sefer de 18 Haziran 1920’de, Zonguldak işgal edildi. Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle Fransa’ya karşı savaş ilan edildi ve tüm Türk kuvvetlerinin savaş haline geçmesi emredildi. (18 Haziran 1920)
Ancak Zonguldak’ta ki halkın galeyana gelememesiyle yine bir direniş olmadı. Kısa sürede Fransızlar başlarında kumandan Martin, 800 piyade ve gemi ile birlikte 200 askerle şehre hakim oldular. Bu kuvvetler de devamlı takviye edildi. Fransızlar, denizden gelen bir saldırıyı önlemek için 2 gemiyi limana yerleştirdiler. Şehrin önemli mevkiiler kazılıp tel örgüyle çevrildi. Önemli mevkiiler makinalı tüfeklerle desteklenmekteydi.

Kızılyar kardeşlerin acı günü... Kızılyar kardeşlerin acı günü...

FRANSIZLAR 21 HAZİRAN 1921’DE GERİ ÇEKİLDİ

Zonguldak’a sevk edilen ordunun başında, Cevat Rıfat Bey vardı. Zonguldak Müdafa-i Hukuk Cemiyeti, bir takım İslami beyannameler yayınlayarak Fransız askerlerinin içindeki Müslüman Cezayir ve Tunus askerlerinin Türk saflarına geçmesini sağladı. Bunda da ‘’Müslüman kardeştir, kardeş kardeşin kanının akıtmaz” gibi  beyannameler etkili oldu. Fransız ordusunun 1/3 Fransız, 2/3ü Tunus ve Cezayirliydi. Yavaş yavaş şehirde Türk direnişi baş göstermeye başladı. İşgalden 23 gün sonra, 1 Nisan 1920’de Zonguldak Bağımsız Mutasarrıflık haline getirildi. Milli mücadele ruhunu açığa çıkarmak oldukça zor oldu, çünkü Zonguldak farklı görüş ve inançlara sahip insanların barındığı karışık şehirdi. Mutasarrıf ve çevresindekiler İstanbul Hükümeti’ni, halk ise Ankara Hükümeti’ni tutuyordu.
Kuva-yı Milliye ve Cevat Rıfat Beyin vermiş olduğu savunmalar sonucunda iyice yılan Fransa, 21 Haziran 1921’de Zonguldak’tan çekilmek zorunda kaldı. Fransız askerlerinin çoğunluğunu Cezayir uyruklu Müslümanların oluşturması da Zonguldak’tan ayrılırken herhangi bir çatışma olmamasında etkili oldu. Fransız askerler, Zonguldak’tan sonra önce İstanbul’a gittiler, daha sonra da ülkemizi terk etmek zorunda kaldılar.

-UZUNMEHMET’İN ÖYKÜSÜ-

Çeşitli kaynaklara göre, Uzunmehmet ve kömürün bulunuşuyla ilgili öykü, 1820-1829 yıllarında geçiyor.
Kaynaklarda, Uzunmehmet'in hikayesi şöyle anlatılıyor:
‘’Uzun Mehmet, Ereğli'ye bağlı Kestaneci köyündendir. 1820'li yıllarda Ereğli'nin belli başlı ailelerinden Karamahmutzadeler sülalesinden olduğu bilinir. Uzunmehmet, askerliğini bahriye eri olarak yapmıştır. Terhis olurken kendisine subayları tarafından kömür numunesi gösterilmiş ve memleketine dönünce siyah taşlardan araması istenmiştir.
Uzunmehmet, bir gün Neyren köyü civarındaki değirmene gider. Hasat sonu olduğu için değirmen tamamen doludur. Uzunmehmet, dere kenarında dolaştığı sırada siyah taşlar bulur. Bir anda askerde kendisine gösterilen siyah taş (yanan taş) aklına gelir.
Bunlardan biraz toplayarak değirmende yanan ocağa atar. Taşların yandığını görünce çok sevinir. Ertesi gün aynı yere gizlice giderek daha geniş arama yapar. Bazı yerleri kazan Uzunmehmet, çuvala koyduğu kömür numunelerini İstanbul'a götürür. Padişah II. Mahmut, kömürün bulunuşuna sevinerek, Uzunmehmet'i 50 altınla ödüllendirir. Böylece kömürün bulunuşu 8 Kasım 1829 olarak tarihe geçer.
Dönemin Ereğli Ayanı Hacı İsmail Ağa, Uzun Mehmet'in kömürü bulmasını hazmedemez. İstanbul'a Fen Heyeti'ne gitmek için yola çıkan Uzunmehmet'i Leblebici Hanı'nda öldürtür.’’
Bu arada, 1 Nisan 1924 tarihinde Cumhuriyet sonrası kurulan ilk il Zonguldak’ta, resmi kayıtlarda kömür işletmeciliğine 1848’de başlandığı yer almaktadır.
 
HAZIRLAYAN: ORHAN AKYÜZ

106978a9-5926-4701-ad4a-566b6fc9d39d

3157dbe5-36a7-4edf-8a02-67499f6bbd57

556192a9-045a-4ae6-9813-0024dee94738

4efd2770-ef16-4cec-9e85-812b21d1082f

7e5298d5-fd68-413c-99b8-ace651b83604

619ca2eb-dbb0-4796-9de9-5682625afd53